leer
Webdesign Erfurt Logo
Erfurt live Header1
Erfurt live Header8
Anasayfa
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
Anasayfa
Bildiriler
Deklarasyon
Haberler
Linkler
İletişim
Kara Kızıl Forum





Kayıp Parola?
Devrimci misiniz? Kayıt Olun

Etkinliklerden önceden haberdar olmak için üye olunuz...

 
A-infos tr
Anarşi.org Haber
Sendika.Org: Emek Hareketinin Gündemi

En Son Eklenenler
En Çok Okunanlar
Turkey: Protest about Immigration and State Violence
Yazar ender yilmaz   
Pazartesi, 24 Eylül 2007

On the 23rd of September about 100 people from different parties and associations made a common press declaration on the questions of immigration and the increasing state violence in Turkey.

The press declaration:

 

Devamını oku...
 
Kardeşime Dokunma, Ölüm Yasaları Kaldırılsın
Yazar ender yilmaz   
Pazartesi, 24 Eylül 2007

 23 Eylül Pazar günü Taksim İstiklal Caddesi'nde Anarşist Komünist İnisiyatif'in de katıldığı bir yürüyüş düzenlendi. Çeşitli parti ve örgütlerden yaklaşık 100 kişi uluslararası göçmenlik konusunu gündeme getirdiler ve yükselen devlet şiddetini protesto ettiler.

Grubun okuduğu basın açıklaması: 

20 Ağustos 2007 tarihi’nde Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde Festus Okey isimli Nijeryalı bir göçmen, polis kurşunuyla öldürüldü. Bu olayın üzerinden çok geçmeden Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne ait Kumpayı Yabancılar Misafirhanesi'nde sınır dışı edilme işlemlerini bekleyen Polonya uyruklu Dariusz Wıtek’in intihar ettiği açıklandı. Ardarda yaşanan bu iki olay göçmenlik olgusunun önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Festus Okey, devletin kimliksiz saydığı, 'tanımadığı' ama bir yandan da ucuz iş gücü olarak kullandığı binlerce göçmenden biriydi. Devlet, benzer tüm olaylarda olduğu gibi, bu olayı da var gücüyle örtbas etmeye çalışıyor: Festus’un uyuşturucu sattığı iddia edilerek bu cinayet meşrulaştırılıyor, “uyuşturucu operasyonu” adı altında göçmenlerin yaşadığı yerlere operasyonlar düzenlenerek, yeterince kötü koşullarda yaşayan bu insanların üzerinde baskı kuruluyor. Bu olay çok ciddi bir meselenin aynı derecede önemli iki yönünü gösteriyor:

Polisin işlediği ve hesabını verme zorunluluğu duymadığı bu olay bir yönüyle, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da var olan çok önemli bir meselenin, yani göç ve göçmenlik meselesinin sonucuydu. Zengin ülkelerin refahlarını arttırma stratejilerinin sonucu olarak, savaşlar ve inanılmaz bir yoksulluk içerisinde kalan insanlar hayatta kalabilmek için göç ediyorlar. Tüm Avrupa’da göç, göçmenlere yönelik şiddet ve ayrımcılık önemli sorunlardan biri halini almış durumda. Avrupa ülkelerinin refah anlamına geldiği söylemi düzenin vahşi yüzünü gösteren göçmenlik olgusuyla sürekli yalanlanıyor. Geçtiğimiz sene Fransa’da polis tarafından kovalandıkları için bir trafoya sığınan göçmen gençlerden birinin elektrik çarpması sonucunda ölmesiyle başlayan olaylar günlerce sürmüştü. Fransız toplumunda had safhaya ulaşmış ırkçılık ve göçmenlere her alanda uygulanan ayrımcılık protesto edilirken, devlet bu iddiaları doğrularcasına şiddete başvurmuştu ve yaralanan gençlerden biri Türkiyeli bir göçmendi. Avrupa’da yaşayan Türkiyeli göçmenler bunun ne demek olduğunu biliyorlar. Kendi topraklarındaki zulüm ve sefaletten kaçarak Türkiye’ye sığınan on binlerce göçmenin varlığı ve burada maruz kaldıkları şimdiye kadar bu ülkede görmezden gelindi. Artık kendimize şunları sormamız gerekiyor:

Göçmenlerin yaşadıkları topraklardaki, bütün dünyaya yayılmakta olan düzenin yarattığı yoksulluktan, açlıktan kurtulmak, daha iyi bir yaşam bulabilmek umuduyla düştükleri göç yollarında maruz kaldıkları şiddetten, ırkçılıktan ya da yitirdikleri yaşamlarından ne kadar haberdarız? Kapatıldıkları mülteci kamplarındaki yaşam koşullarını biliyor muyuz? Bir arada yaşadığımız bu insanların akıbetleriyle ilgilenmemeyi, onları yok saymayı insan olarak ne kadar sürdürebiliriz?

Bu cinayetin diğer bir yüzü ise, çeşitli biçimlerde kendini gösteren ve toplumun pek çok kesimine yönelen sistematik devlet baskısıdır. Yaşanan olay bu sistemli şiddetin bir uzantısıdır. Kuşku yok ki bu baskılara zemin hazırlayan Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) , Terörle Mücadele Yasası (TMY), Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) ve Ceza Kanunu’nda yapılan yeni düzenlemeler bu cinayetin ve son zamanda yaşanan pek çok şiddet olayının önünü açmıştır. Bu değişikliklerin ardından karakollarda işkence ve ölüm vakaları gözle görülür oranda artış göstermiştir. Yaşanan bu olayların ardından kaç polis hakkında soruşturma açıldı? Ve bu soruşturmaların kaç tanesi sonuçlandı, ya da sonuçlandırılması düşünülüyor mu acaba? Bu soruların da birileri tarafından cevaplanması gerekiyor.

Şiddet, toplumun sadece bir kesimine yönelmiyor. Bu topraklarda şiddetin geleneksel olarak uygulandığı öncelikli muhataplarından biri olan Kürt halkına yönelik baskı giderek artarken, bölgede olağanüstü hal uygulamalarını aratmayan olaylar yaşanıyor. Devrimci-demokrat kurumlara yönelik operasyonların üzerinden henüz çok zaman geçmedi. Çeşitli illerde eşcinsel örgütlerine yönelik baskının son örneği olarak, Bursa’daki Gökkuşağı Derneği üyeleri yasa dışı örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle gözaltına alındılar.

Gündemimiz sürekli olarak ordu ve hükümet arasında süren iktidar kavgasıyla meşgul ediliyor. Biz bu kavganın demokratlarla anti-demokratlar ya da laiklerle anti-laikler arasında olmadığını, kendini bize dayatan iki alternatifin de bizler için sömürünün, baskının ve şiddetin sürmesinden başka bir anlam ifade etmeyeceğini çok iyi biliyoruz. AKP’nin hazırladığı anayasanın “sivil bir anayasa” olduğu yalanı diğer suni gündemlerle birlikte zihnimize kazınmaya çalışılıyor. AKP’nin Hrant Dink cinayeti gibi pek çok cinayete imza atan kontr-gerilla örgütlenmesini yok etmeyi amaçlamadığı çok açık. Seçimler öncesi Hrant Dink cinayetinin üstüne gidildiği izlenimi oluşturuldu, ama son günlerde yaşanan olaylar gösterdi ki, her zaman olduğu gibi, bu cinayet de örtbas edilmeye çalışılıyor. Biz biliyoruz ki, sıfatı ister sivil ister askeri olsun, çıkaracakları hiç bir yasa ya da anayasa emekçilerden, yoksullardan, ezilenlerden yana olmayacaktır. Ancak yaşananlar bizim makûs kaderimiz değil. Biz bir araya gelirsek bu ablukayı dağıtabiliriz, ölüm yasalarını kaldırtabiliriz.

Kurtuluş Yok Tek Başına! Ya Hep Beraber, Ya Hiçbirimiz!
Ölüm Yasaları Kaldırılsın! Operasyonlar, Baskılar, Saldırılar Durdurulsun!
Yasalar Devletinse, Sokaklar Bizimdir! Yetkili Ölüme Son!

 

Emekçi Hareket Partisi (EHP) , Sosyalist Emek Hareketi (SEH), Anarşist Komünist İnisiyatif (AKİ) , 78'liler Vakfı Girişimi, Tüm-İGD, Öğrenci Muhalefeti, Umut Kooperatifi, İşçi Mücadelesi, ANKİÇ, Otonom-A, Anarşist Cephe, Halk Kültür Merkezleri (HKM), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Lambda İstanbul, Ezilenlerin Sosyalist Platformu

 

 

 
Kara Kızıl Notlar Söyleşisi: 12 Eylülü Tartışıyoruz
Yazar ender yilmaz   
Cumartesi, 08 Eylül 2007

12 Eylül askeri darbesi toplumumuzun hala aşamadığı bir milat olarak önümüzde duruyor. 12 Eylül 1980 günü yaşanan kırılma, pek çok açıdan da bir devamlılıktı.

12 Eylül’ü hangi gelişmeler öncelemişti? 12 Eylül neyi sona erdirmiş, neyi sürdürmüştü? Emek hareketinin ve devrimci hareketin 12 Eylül’e giden süreçte rolü neydi?

Feminist ve komünist yazar Ayşe Düzkan’ın da katılacağı söyleşide bu gibi sorulara yanıtlar arayacağız.

Söyleşi, 16 Eylül Pazar günü saat 13:00’te Kara Kızıl Notlar bürosunda olacak.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 24 Eylül 2007 )
Devamını oku...
 
Sacco ve Vanzetti Anısına Uluslararası Devrimci Bildiri
Yazar ender yilmaz   
Perşembe, 23 Ağustos 2007

23 Ağustos 1927:

80 yıl önce Massachussets Eyaleti ve ABD hükümeti, Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti’yi elektrikli sandalyede katletti. Bu iki İtalyan göçmeni, anarşist olmaktan ve radikal emek yanlısı ve anti-militarist eylemciler olmaktan suçluydu.

Adalet Bakanı Palmer’ın güdümündeki bir terör politikasıyla 1910’ların sonunda ve 1920’lerin başlarında hükümete karşı olan ve zamanın sendikal mücadelelerinde ve grevlerinde etkin olan göçmen radikalleri, anarşistleri ve komünistleri sokaklardan temizlemek amaçlandı. Bu politika, yargıç Thayer ve eyalet valisi Fuller tarafından uygulandı. Sacco ve Vanzetti’ye yönelik cinayet suçlaması geri çekilmesine rağmen “piç anarşistler” olmakla suçlanarak katledildiler. 1977’de vali resmi olarak onları affetti. Bu bir adli hataydı. Fazladan bir ölüm cezası verilmişti.

Bugün; bu “hata”nın dehşeti ve davanın yeniden görülerek Nick ile Bart’ın masumiyetinin tanınmasını talep eden dünya çapındaki büyük gösterilerin anıları; işçi hareketinin ve devrimci hareketin kolektif hafızasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Çünkü dehşetin tek temeli yok edilmesi için daha on yıllarca mücadele gerektiren ölüm cezası değildi. Dehşetin bir diğer kaynağı, otoriterizm temelindeki politik sistemlere ve sömürüyle eşitsizlik temelindeki ekonomik sistemlere muhalif olan ve onlara karşı mücadele veren herkesi ölümle yargılayan 1920’lerin ABD’sinin ve bugün de dünyadaki tüm devletlerin baskıcı inadıydı. Bugün örgütlenerek işçi hakları ve anti-kapitalist devrim için mücadele yürüten proleterler ne kadar suçlularsa Sacco ve Vanzetti de zamanında o kadar suçluydu. 1920’de Sacco ve Vanzetti bir gösteriden hemen önce tutuklandı. Katılacakları gösteri, Adalet Departmanı binasının 14. katından “düşen” yoldaşları Andrea Salsedo’nun ölümünü kınamak için düzenlenmişti.

Sacco, Massachussets’te bir ayakkabı fabrikasında çalışıyordu. Bir ailesi vardı. Haftada 6 gün, günde 10 saat işteydi. Fakat bunun yanında daha yüksek ücretler ve daha iyi çalışma koşulları amaçlayan işçi gösterilerinde de aktifti. Ve bu faaliyetleri yüzünden 1916’da tutuklanmıştı.

Vanzetti’nin pek çok farklı işi vardı. 1916’da bir ip fabrikasında bir greve öncülük etti. Daha sonra bir balık satıcısı olarak çalışmaya başladı.

İşte bu yılda “Nick ve Bart” tanışmışlar ve hepsi askere alınmamak için Meksika’ya kaçan bir İtalyan-Amerikan anarşist grubuna dâhil olmuşlardı. Aynı zamanda anti-militarist eylemcilerdi.

1920’de sabıkaları olmadığı halde siyasal ve sendikal faaliyetleri yüzünden tutuklandılar. Sacco ve Vanzetti’yi ellerinde tutmak için onları bir güvenlik görevlisinin cinayetiyle suçladılar. 1927’de ise elektrikli sandalyede katledildiler. Onlar bu yıllarda “özgürlük ülkesi”nde “kaybolan” binlerce sendika aktivisti ve devrimciden sadece ikisiydi.

Onlar ve mücadeleleri düşüncelerimizde yaşıyor! O günden bu güne aynı kalan değerler ve haklar için, baskıya ve ölüm cezasına karşı mücadelelerimizi onlara atfediyoruz!

Federazione dei Comunisti Anarchici - FdCA (İtalya)
Omospondia Anarkhikon Ellados - OAE (Yunanistan)
Alternative Libertaire - AL (Fransa)
Zabalaza Anarchist Communist Federation - ZACF (Güney Afrika)
Workers Solidarity Movement - WSM (İrlanda)
Melbourne Anarchist Communist Group - MACG (Avustralya)
Anarşist Komünist İnisiyatif - AKI (Türkiye)
Red Libertaria de Buenos Aires - RL (Arjantin)
Workers Solidarity Alliance - WSA (ABD)
Organización Comunista Libertaria - OCL (Şili)

23 Ağustos 2007
Son Güncelleme ( Cuma, 24 Ağustos 2007 )
 
Sınıf Mücadelesinde Anarşist Komünizm: Latin Amerika ve İrlandadan Deneyimler
Yazar ender yilmaz   
Salı, 08 Mayıs 2007
Şili’deki Liberter Komünist Örgüt’ün (OCL) eski bir militanı ve İrlanda’daki Emekçilerin Dayanışma Hareketi’nin (WSM) şuandaki Uluslararası Sekreteri olan Jose Antonio, Latin Amerika ve İrlanda’daki deneyimleri üzerinden anarşist komünizmin güncel kitle mücadelelerindeki katılımını ve bu mücadelelerden çıkan deneyimleri anlatacak.

Söyleşide, özellikle Şili ve Brezilya’da anarşist komünistlerin izlediği farklı taktikler ve 2001-2 döneminde Arjantin’de yitirilen devrimci olanaklar irdelenecek.

Söyleşi, 13 Mayıs Pazar günü saat 15:00’te Kara Kızıl Notlar bürosunda olacak.

Son Güncelleme ( Pazar, 05 Ağustos 2007 )
Devamını oku...
 
1 Mayıs 2007 ilk değerlendirme
Yazar ender yilmaz   
Çarşamba, 02 Mayıs 2007

Devletin haftalardır sürdürdüğü tehditlerine, DİSK'in Dolmabahçe dayatmasına, Dışarıdan gelen otobüslerin durdurulmasına, karşı yakadan gelişin imkansız hale gelmesine ve pek çok şehirden gelen binlerce polis ve askerle şehrin ablukaya alınmasına rağmen gün boyu süren mücadeleler sonucunda yaklaşık 3000 kişi Taksim'e çıktı ve taksime çıkamayanlar da şehrin dört bir yanını 1 Mayıs alanına çevirdi. 12 Eylül darbesiyle sonuçlanan sivil ve resmi faşist terör dalgasının doruk noktalarından biri olan 1977 1 Mayısında yaşanan katliamın 30. yılında gösterilen bu kararlılık darbeciler ve darbe yanlıları başta olmak üzere tüm sınıf düşmanlarına en iyi yanıt oldu.

Milliyetçiliğin kışkırtıldığı ve sınıf işbirlikçiliğinin arttığı, darbe yanlısı olmanın çözüm gibi gösterildiği böylesi bir dönemde verilen bu yanıt eksikleri ve hatalarıyla birlikte sınıf dayanışmasının ve devrimci kararlılığın bir sonucuydu. Bunun farkında olan devlet gerçek yüzünü bir kez daha göstermiş ve eylemcilere toplandıkları her alanda vahşice saldırmıştır. Yaklaşık 900 kişi göz altına alınmış ve onlarca kişi yaralanmıştır.

Anarşist Komünist İnisiyatif de ortak öfkesinin bir parçası olarak Beşiktaş'tan Kabataş'a, Taksim'den Okmeydanı'na emeğin mücadele gününde İstanbul sokaklarındaydı. Sınıfın neo- liberal politikalara, yoksulluğa, emperyalizme ve emperyalizmin yarattığı yıkımdan pay kapma yarışına karşı ortaya çıkan öfkeyi milliyetçi histeriyle örtmeye çalışanlara karşı sınıf mücadelesini bundan sonra da aynı ruh ve kararlılıkla hep beraber yükseltelim.

Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek
Birimiz Bile Özgür Değilsek Hepimiz Tutsağız

Anarşist Komünist İnisiyatif

Son Güncelleme ( Çarşamba, 02 Mayıs 2007 )
 
1 Mayıs Bildirisi
Yazar ender yilmaz   
Pazartesi, 23 Nisan 2007

İşsizlik ve yoksulluk çığ gibi büyürken; emekçilerin kazanılmış hakları birer birer tırpanlanıyor. Egemenlerin paylaşım mücadeleleri yüz binlerce insanın ölümüne, yoksullaşmasına ve evsiz kalmasına yol açıyor. Emperyalistler kendilerine yeni hedefler seçmeye, kirli savaşlarıyla emekçileri birbirine kırdırmaya devam ediyor. Kapitalizmin eseri olan küresel ısınma ile dünya yok oluşa doğru ilerliyor.

Devamını oku...
 
Söyleşi: Milliyetçiliğin Yükselişi ve Sınıfsal Kökenleri
Yazar ender yilmaz   
Salı, 20 Mart 2007
25 Mart Pazar günü Kara Kızıl Notlar bürosunda "Milliyetçiliğin Yükselişi ve Sınıfsal Kökenleri" konulu bir söyleşi düzenlenecektir. Ayşe Düzkan ve Volkan Yaraşır konuşmacı olarak katılacaklardır.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 07 Mayıs 2007 )
Devamını oku...
 
HER GÜN 19 ARALIKTIR!
Yazar ender yilmaz   
Çarşamba, 13 Aralık 2006

6 senelik değil bu olay. Gaz ve kurşun püskürten makineye karşı savaşan açlıktan yorgun düşmüş bedenler, insanlar, devrimciler görülmemiş bir şey değildi. Fabrikada, üniversitede, tarlada, atölyede gördük böyle savaşları. İnsanlar farklıydı, yüzler farklıydı, koşullar farklıydı; ama hepsi aynı çarkın işleyişine çomak sokmak için ileri atıldılar. Daha önce de yaşandı, o günden bugüne kadar da yaşadık ve eminiz ki yarın da yaşanacak, yaşattıracağız. Zulmün olduğu yerde direniş de olacak!

19 Aralık istisna değildir, bir azınlığın hükümranlığını korumayı amacı bellemiş her kurumun yarattığı gündelik şiddetin, terörün ve sömürünün sadece bir görünümüdür. F-tipi sadece bir cezaevi sistemi değil, bu düzenin insanları bireycileştirmesinin, yalnızlaştırmasının, izole etmesinin bir görünümüdür. 19 Aralık 2000’de devletin cezaevlerinde F-tipi tecrit hücrelerini reddetmek için ölüm orucuna yatanlara karşı giriştiği “hayata dönüş (!) operasyonu”nda kurşunlanan, üzerine duvar yıkılan, cop yiyen, kardeşini yitiren sadece o ya da bu örgütün üyeleri, militanları değildi. O kurşunu üniversiteliler de yedi; O duvar gecekonduların üzerine de yıkıldı; O copu direnişteki işçi de yedi; tarlalarda pamuk toplamak için kamyonlara doldurulan mevsimlik işçinin kardeşi de onlarca benzeriyle birlikte bir gün bir kazada can verdi.

19 Aralık bir istisna değildir, dedik; o bu toplumdur, bu devlettir, bu düzendir. 19 Aralığın zamanı dolmaz, çünkü her günümüz 19 Aralıktır. 19 Aralık her gün tekrar eden sıradan günümüzün dehşetidir. Yinelenen kâbusumuza “Dur” diyebilmek için bu mücadeleye sahip çıkalım. Tıpkı 6 yıl önce direnenler gibi biz de bugün görünmez hücrelerimizi parçalayalım ve bu defa insanların yanından hızla geçmek yerine elimizi uzatalım. Kendi direnişimizi örgütleyelim, direnişleri birleştirelim.

17 Aralık Pazar günü Kadıköy’de 19 Aralık katliamını teşhir mitinginde buluşalım.

Toplanma Yeri ve Saati: Haydarpaşa Numune Hastanesi önü; 12:00

 
"Güncel Sınıf Mücadelesi Deneyimleri" Söyleşisi Ses Kaydı
Yazar ender yilmaz   
Çarşamba, 06 Aralık 2006
Kara-Kızıl Notlar tarafından 26 Kasım’da "Güncel Sınıf Mücadelesi Deneyimleri" konulu bir panel düzenlendi. Panelde Coca-Cola ve Al-Co direnişlerinden birer işçi gelerek direniş izlenimlerini yansıttı.
Devamını oku...
 
Avrupa çapında İsveçli grevcilerle ve anarko-sendikalist SAC sendikasıyla dayanışma eylemleri
Yazar ender yilmaz   
Cumartesi, 18 Kasım 2006

15 Kasım Çarşamba günü Dublin, Toulouse, Lille, Paris, Mardit, Zürih, Atina, Lizbon ve Varşova'daki dayanışma eylemlerle birlikte İstanbul'da da İsveç konsolosluğuna Anarşist Komünist İnisiyatif tarafından bir yürüyüş düzenlendi.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 18 Kasım 2006 )
Devamını oku...
 
Brad Will'in öldürülmesi ve Oaxaca'daki devlet terörü İstanbul'da protesto edildi
Yazar ender yilmaz   
Perşembe, 02 Kasım 2006

Meksika, Oaxaca’da, öğretmenlerin ve halk meclislerinin yürüttüğü mücadeleyi dünyaya duyurmak, iktidarın halkın üzerine paramiliter güçler vasıtasıyla uyguladığı şiddeti belgelemek için bulunan New York Indymedia muhabiri, belgeselci, anarşist Brad Will 27 Ekim 2006 tarihinde belgelemek istediği güçler tarafından vurularak öldürülmesini protesto etmek ve Oaxaca halkıyla dayanışmak için İstanbul Indymedia gönüllülerin yaptığı bir çağrıyla İstanbul’da bir basın açıklaması düzenlendi .

Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Kasım 2006 )
Devamını oku...
 
Kara Kızıl Notlar'ın Ekim-Kasım-Aralık sayısı çıktı
Yazar Deniz KURTUL   
Pazartesi, 30 Ekim 2006

 Anarşist Komünist Dergi Kara Kızıl Notlar’ın Ekim-Kasım-Aralık sayısı çıktı.

 

Bu sayımızda her radikal düşünce için devrim perspektifinin temel meselelerinden biri olan iktidar sorununu inceliyoruz. Bu incelemenin iki ucu var: biri binlerce yıllık tarihiyle devlet, diğeriyse devletsiz bir toplumun kuruluşu. İlk devletli tarım toplumlarından modern devlete doğru yol alıp özelleştirme tartışmalarına anarşist komünist bir bakış atacağız. Neoliberal saldırıyı kavramak bizim için ne kadar önemliyse karşı tarafa savrulup toplumsal dönüşümde devletçi tuzaklara düşmemek de o kadar önemli. Sadece bir toplumsal devrim reçetesi olarak devletin kullanımının devrime zararlarını değil, devleti yeniden üreten örgütsel ilişkileri de teşhir etmeye ve anarşist komünist bir örgütlenmenin ana hatlarını çizmeye çalışacağız.

Karşı tarafa baktığımıza ise devletsiz bir toplumun nüveleri olan konseyler yer alıyor. Sömürüye ve tahakküme karşı mücadelelerin tarihinin gösterdiği gibi kitlelerin mücadelesinin yükseldiği zamanlarda konsey tipi örgütlenmeler yaratılıyor. Çünkü bu örgütlenmeler, her mücadelenin vazgeçilmez bir ihtiyacı olan eşgüdüm sorununun çözümünü sağlıyor. Kuruluşlarından sonraki aşamalarda konsey tipi örgütlenmeler, bu noktanın da ötesine geçip devlet aygıtına paralel şekilde bölgeler üzerinde bölge halkının doğrudan katılımına dayanan bir egemenlik kurmaya yöneliyor. Bu yüzden de geleceği devletsiz ve doğrudan demokratik toplumuna doğru bir geçiş kapısı oluyorlar. İşte incelememizin diğer ucu da konsey hareketlerini, oluşumlarını ve sorunlarını kapsıyor.

Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Kasım 2006 )
Devamını oku...
 
"Ekim Devrimi ve Sovyetler" konulu söyleşi
Yazar Deniz KURTUL   
Perşembe, 12 Ekim 2006

 15 Ekim Pazar günü saat 15:00'da Kara Kızıl Notlar dergisi bürosunda "Ekim Devrimi ve Sovyetler" konulu bir söyleşi düzenlenmiştir. Konuşmacı olarak yazar ve sendikacı Volkan Yaraşır ve yaklaşık 40 tartışmacı katılmıştır. Volkan Yaraşır yaptığı sunuşun ses kaydını şu linkten  indirebilirsiniz.

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 11 Kasım 2006 )
 
Binler emperyalizme karşı Kadıköydeydi
Yazar Zafer Onat   
Pazar, 20 Ağustos 2006

İsrail’in Lübnan’ı işgalini ve Lübnan’a “Barış Gücü” adı altında asker gönderilmek istenmesini protesto etmek için yaklaşık 10 bin kişinin katılımıyla bir miting düzenlendi. Çeşitli sendikaların, partilerin ve siyasal çevrelerin katıldığı mitingde emperyalizme ve saldırgan politikalara karşı tepkiler dile getirildi.

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Ekim 2006 )
Devamını oku...
 
Anarşist Komünist İnisiyatif'ten çağrı: Emperyalist Saldırganlığa Karşı Kadıköy'e
Yazar Zafer Onat   
Cuma, 18 Ağustos 2006

 Emperyalistler Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek için bölgedeki bütün halkları savaşa, yoksulluğa ve ölüme mahkum ediyorlar. Onların yaşadığımız coğrafyadaki işbirlikçileri de pastadan pay kapmak için Lübnan’a asker gönderme ve Irak’taki Kürt bölgesine sınır ötesi operasyon düzenleme hazırlığı içerisine giriyorlar. Bizler buna dur demeliyiz, diyeceğiz...

Son Güncelleme ( Cuma, 13 Ekim 2006 )
Devamını oku...
 
Anarşist Komünizmin Tarihi
Yazar ender yilmaz   
Çarşamba, 09 Ağustos 2006
Güney Afrika'da faaliyet gösteren Zabalaza Anarşist Komünist Federasyonu'nun eski Uluslararsı Sekreteri Michael Schmidt'in devrimci anarşizmin tarihine ışık tutan kitabının Türkçe çevirisi internette ve kitapçılarda.


Son Güncelleme ( Perşembe, 07 Aralık 2006 )
Devamını oku...
 
Sivas Katliamı'nın Yıldönümünde Alanlara
Yazar Zafer Onat   
Pazar, 02 Temmuz 2006
Anarşist Komünist İnisiyatif Madımak katliamının 13. yıldönümünde
"Maraş, 12 Eylül, Sivas, Şemdinli - Katillerden Hesabı Emekçiler Soracak"
pankartıyla Kadıköy'de olacak.
Buluşma yeri: Haydarpaşa Numune Hastanesi önü saat 14:00
 
TMY'ye karşı Taksim'de Basın açıklması
Yazar Zafer Onat   
Pazar, 11 Haziran 2006
Terörle Mücadele Yasası'na karşı 11 Haziran Pazar günü Kadıköy'de düzenlenecek mitingin iptal edilmesi üzerine 10 Haziran'da Taksim Gezi Parkı'nda yaklaşık 300 kişinin katıldığı bir basın açıklması düzenlendi. ESP, DTP, EMEP, SODAP, SDP, EHP, DHP, ÖMP, Partizan, TÖP ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri'nin ve öğretim üyelerinin çağrıcılığını yaptığı basın açıklmasına Anarşist Komünist İnisiyatif de katıldı.
Son Güncelleme ( Cumartesi, 07 Ekim 2006 )
Devamını oku...
 
AKİ'den çağrı: TMY'ye karşı Taksim'e
Yazar Zafer Onat   
Perşembe, 08 Haziran 2006
AB'ci demokratikleşmenin özgürlük sıvası dökülüyor! Anarşist Komünist İnisiyatif tüm özgürlükçü devrimcileri "Toplumla Mücadele Yasası"nı 10 Haziran Cumartesi günü Taksimde'de protesto etmeye, sermayenin ve devletin baskı yasalarını geri püskürtmeye çağırıyor.
Kitlesel basın açıklaması saat 13:00'te Taksim Gezi Parkı'nda yapılacaktır.
Son Güncelleme ( Cuma, 09 Haziran 2006 )
Devamını oku...
 
Anarşist Komünist İnisiyatif 1 Mayıs'ta Kadıköydeydi
Yazar Zafer Onat   
Pazartesi, 01 Mayıs 2006

Emek Platformunun çağrısını yaptığı Kadıköy’deki 1 Mayıs kutlamalarına yaklaşık 30.000 kişi katıldı. Sendikaların yanı sıra pek çok kitle örgütü ve politik örgütün de yer aldığı mitingde sendikaların ana gövdesini DİSK oluşturdu. Genel olarak sakin geçen mitingin sonlarına doğru DTP ve HÖC kortejleri arasında çatışma çıktı.

Anarşist Komünist İnisiyatif ise eyleme “Uluslar arasında savaşa sınıflar arasında barışa hayır” pankartıyla yaklaşık 60 kişi katıldı.

Son Güncelleme ( Perşembe, 15 Haziran 2006 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 21
Son Bianet Haberleri
Anarkismo
A-infos en
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten

. .